Harry Potter Neden Hala Bu Kadar Popüler?
Çoğu insan hâlâ Hogwarts mektubunu bekliyor. Ben de onlardan biriyim. Aradan yıllar geçmesine rağmen insanlar hâlâ Harry Potter kitaplarını yeniden okuyor, filmleri tekrar izliyor ve Hogwarts’a dönmek istiyor. Peki, Harry Potter’ı yıllardır bu kadar canlı tutan şey ne?
J.K. Rowling’in unutulmaz eseri Harry Potter serisi, okuyan herkesi içine çeken ve o dünyada var olmak istenen bir kurgu. Büyücüler, kurt adamlar, vampirler ve animaguslar; hepsi içinde yaşamak istediğimiz bu evrende yerini buluyor. İyi ve kötünün net bir biçimde ayrılması, bazı karakterlerin ise gri bölgede kalması bizim için gerçek hayattan bir kesit gibi.
Bence bizi seriye bağlayan en büyük unsur, gerçek hayattan kaybolmak istememiz. Gerçeklerden kopup yeniden kendimizi bulmak istemiyor muyuz? Harry Potter serisi bize bu fırsatı veriyor. Ayrıca unutulmaz arkadaşlık bağlarıyla bize yeni umutlar aşılıyor. Luna, Neville, Ginny, Fred ve George bu isimlerden sadece bazıları. Tabii ana karakterimiz Harry Potter’ın en yakın arkadaşları Hermione ve Ron’u da unutmamak gerekir. Hepsinin farklı kişilikleri, hayalleri ve düşünceleri var. Buna rağmen onları Harry’ye bağlayan ortak dürtüler bulunuyor. Belki de bu arkadaşlıkları gördüğümüz için seriden vazgeçemiyoruz. Ya da bizi seriye bağlayan şey büyülü evrenin kendisi.
Okul hayatında, Harry’e yapılan zorbalıklarda ve arkadaşlık ilişkilerinde kendimizi görüyoruz. Biz büyüdükçe karakterlerin büyümelerine de tanıklık ediyoruz. Farklı hayatlar deneyimliyoruz. Karakterleri bütün kusurlarıyla görebildiğimiz için onları kendi dünyamıza entegre edebiliyoruz belki de.
Bazı mantık dışı ya da birbirine uymayan sahneler olsa da yaratılan bu evren, hataları görmezden gelmemize olanak tanıyor. İlk kitaptan itibaren hayatımıza giren Hagrid karakteri, anaç tavırlarıyla hepimizin dostu, yoldaşı ve arkadaşı olmuş durumda. Draco karakterine değinecek olursak; o sadece kötü bir karakter değil, onu kötü yapmaya iten sebepleri de arka planda hissediyoruz. Voldemort’un ya da kitapta bahsedilen ismiyle “Kim Olduğunu Bilirsin Sen”in adının söylenmeyişi bile karakterlerde oluşan korkuyu anlamamıza olanak tanıyor.
Molly Weasley’nin hepimize bir anne gibi davranması, bizi sarıp sarmalayarak kötülüklerden korumak istemesi içimize işliyor. Arthur Weasley’nin babacan tavrı hepimizi etkiliyor. Ron’un kardeşlerinin hepimize kardeş gibi hissettirmesi de önemli bir unsur tabii.
“Harry Potter bir çocuk kitabı.” diyenlere çok karşıyım çünkü öyle olduğunu düşünmüyorum. Seride ölüm, acı, kayıp ve gri karakterler de var. Çoğu insan hâlâ Harry Potter’ı yalnızca bir çocuk kitabı olarak görüyor. Serinin derinliklerine bakmadan buna karar veriyorlar.
Harry Potter hayranlarının kendilerine taktığı isim olan “Potterhead”, aslında birçok kavramı karşılıyor. Ben de Potterhead’lerden biriyim. Bu yüzden bu serinin bende yeri ayrı. Her ne kadar Potterhead’ler ve ben J.K. Rowling’i sevmesek de Harry Potter serisi her zaman kalbimizde özel bir yere sahip olacak.
Yorumlar
Yorum Gönder