SENSİZ OLMAZ
Arzu
Sinema için sözleştiğimiz yerde buluşacaktık. Ben çoktan geç
kalmıştım bile. Tişört ve kot fikrimden vazgeçip yine dolabın başına geçmiş ve
güzel bir şeyler bulmayı ummuştum ama giyebilecek hiçbir şey bulamamıştım
maalesef. En şık olan parçamı çıkarmıştım en azından ben öyle düşünüyordum.
İçime renkli bir atlet giymiş üstüme transparan bluzumu giymiştim altıma ise
bana tam oturan bir düşük bel kot geçirmiştim. Karnım açıkta kaldığı için hasta
olacağımdan korkup üstüme bir hırka geçirmiştim ve otobüste geç kalmayı
bekliyordum. Tam yurttan çıktığım anda otobüs karşı yoldaki duraktan kalkmış
ben de bir sonraki otobüsü beklemek zorunda kalmıştım. Bu yüzden de buluşmaya
geç kalacaktım. Bir mesaj grubu kurulmuştu ve bütün detaylar orada
paylaşılmıştı ve herkes buluşma yerine saatinde vardığını yazmıştı. Şansım
yaver gitmediği için ben geç kalmıştım.
Otobüsten iner inmez önce mesaj grubuna baktım. Selin mesaj
atmış ve nerede olduğumu soruyordu. Bense mesajına cevap vermek yerine koşarak
buluşma noktasına ilerlemeye başlamıştım.
Avmden içeri girip yürüyen merdivenlere koştum ve yürüyen
merdivenlerin sonunda Yiğit, Mercan, Mavi ve Selin beni bekliyorlardı. Selin
beni gördüğü anda yüzünü bana çevirip ‘Hadi.’ dercesine ellerini sallıyordu.
Ben yürüyen merdivenlerde koşar adım yukarı çıkarken Selin diğerlerine bir şey
söyledi ve hepsi bir anda bana döndü. Yüzümün kızardığına emindim ama bunun
sebebi yorulmam mı yoksa utanmam mı olduğunu çözemiyordum.
Soluk soluğa kalmış ellerimi dizlerime dayayıp nefes almaya çalışıyordum.
Selin bir yandan söyleniyordu ama onu duyacak gücüm yoktu.
‘’Selin lütfen bir soluklanayım.’’
‘’İki saattir seni bekliyoruz. Söylenmeye hakkım var.’’
‘’Sonra söylensen. Hadi sinemaya girelim. Oturunca biraz
dinlenirim.’’
‘’Çok şık olmuşsun.’’
‘’Elime ne geçtiyse giydim işte.’’
‘’Neyse hadi sinemaya.’’
Bilet sırasında arkamda Yiğit duruyordu ve ben tekrar
kızarmaya başladığımdan emindim. Ne oluyordu bana böyle. Yiğit’ten nefret
ettiğim halde neden hala onun yanında kızarıyor ve ona güzel gözükmek için
bunca zahmete katlanıyordum ki. Üstelik Mercan Yiğit’ten çok daha nazik
biriydi. Biriyle olacaksam eğer bunun Mercan olması gerekmez miydi? Ben neden
Yiğit için kızarıyordum o zaman.
Biletleri aldığımızda Gişedeki görevli salonun dolu olduğunu
ve filmin başlamasına dakikalar kaldığını söylemişti. Biz de bir an önce salona
girmeye karar verdik. Salonun kapısına geldiğimizde kapılar henüz kapanmıştı.
Mavi salonun kapısını iterek açtı ve geçmemize izin verdi. Son anda bana bir
bakış atmayı da ihmal etmedi. Bense bu olaydan artık tamamıyla sıkılmıştım.
Kalabalığın içinde yerlerimizi bulduk ve oturduk. Mavi ve Selin yan yana
oturmuştu her zamanki gibi onların yanına Mercan sonra Yiğit en son sırada da
ben vardım. Yiğitle içeceklerimizi yerleştirirken ellerimiz çarpıyor, mısırları
aynı kovadan almamız gerektiği için ise ellerimiz sürekli birbirine
dokunuyordu.
Selin filmin gerilim filmi olduğunu söylememişti ki gerilim
filmlerini pek sevmezdim. Her seferinde gerilmekten kaslarıma ağrı girerdi ama
Yiğit yanımda oturduğu için gerilimimi kontrol altında tutmak istiyordum.
Gerçekten neydi bu fazla uğraşlarım. O da bir insandı sonuçta üstelikte kaba
biriydi. Niye bu kadar kendimi kontrol edeceğim diye uğraşıyordum ki? O anda
bir karar verdim. Kendimi tutmayacak istediğim kadar kaslarımın gerilmesine
izin verecektim. Sonuçta bu bir eğlenceydi. Ben neden başkası yüzünden kendimi
eğlenceden mahrum bırakmaya çalışıyordum ki? Bu hem mantıksız hem de bana ters
düşen bir hareketti.
Filmin başlamasına dakikalar olmalıydı. En az on tane reklam
gösterilmişti ama ben her ‘Şimdi başlayacak.’ dediğimde yeni bir reklam araya
giriyordu. Bu reklamlardan nefret ediyordum ama filme başlamak için de sabırsız
sayılmazdım. Bu filmi izlemek istemiyordum özellikle yanı başımda asık suratlı
Yiğit otururken. Her hareketim ona batıyordu. Bunu gösterilen reklamların
yansıyan ışığından görebiliyordum. Sanki ben den ayrı yeten nefret ediyor gibi
davranıyordu.
Film başlamadan önce Mercan rahat edemediğini ve yer
değiştirmek istediğini söyledi ve benim yanıma oturdu. Bense rahatlamıştım
çünkü Yiğit’in yanında daha da geriliyordum. Filmin başlayacağını gösteren
uyarı yazıları çıkmaya başladı ve ben odaklanmak için ekstra çaba harcayarak
saçımı tepeden topladım. Ve filmin ilk sahnesi ekrana bir anda atlayan bir
hayaletti. Korktuğum için ağzıma atmak üzere olduğum mısırları bir anda havaya
savurdum. Herkesi kontrol etmek istediğim için yanımda oturan arkadaşlarıma
baktım ve benim gibi korkan kimse olmadığını gördüm. Yiğit’in ağzı kulaklarına
varmıştı ve bana bakıyordu. Korktuğum için neşelendiğine emindim.
Filmin bitmesiyle korku ve gerilimi bir anda üzerimden
atıverdim. Rahatlamıştım. Yer yer Mercan ile ellerimiz birbiriyle çarpışmıştı
ve Mercan sorun olmadığını anlatırcasına elimi hafif bir şekilde sıkmıştı.
Biraz da bundan güç alarak film boyunca normalde gerileceğim kadar
gerilmemiştim. Ama kesinlikle fikrim değişmemişti hala gerilim filmlerini
sevmiyordum. Kaslarımın bu kadar gerilmesi ve kendimi rahatsız hissetmek hoşuma
gitmiyordu. Ara sıra Mercan’ın bana baktığını hissetmiştim ama asla duruşumdan
taviz vermedim. Gerçi o kadar gerilmiş bir haldeyken duruşumu zaten bozamazdım.
Sürekli havaya sıçrayan mısırların arasında nasıl olurdu da Mercan’a odağımı
sunabilirdim ki. Gerçi arada Mercan’a bakmak için bir kere de olsa gözümü
kaçırmıştım ama Yiğit’in pis pis sırıtan yüzüyle karşılaşmıştım. Bu da beni hem
daha çok germiş hem de kötü hissettirmişti.
Avmden çıktığımız vakit hava çoktan kararmıştı. Benim yolum
uzundu ve nasıl gideceğimi şimdiden düşünmeye başlamıştım. Bu saatte otobüs
geçiyor muydu acaba.
‘’Arzu nerede oturuyorsun?’’ Sorunun Mercan’dan gelmesine
şaşırmamıştım ve bir anda herkes bana dönmüştü. Bu yanaklarımın kızarmasına
sebep olmuştu.
‘’Yurtta kalıyorum. Otobüsle döneceğim.’’
‘’Hangi otobüs?’’
‘’54’’
‘’Seni bırakalım Yiğit ve ben de onunla döneceğiz.’’
‘’Olabilir. Selin sen neyle gideceksin?’’
‘’Mavi ve ben arabayla geldik. Mavi’nin babasının arabasını
ödünç aldık. Onunla döneceğiz.’’ Selin’in Mavi ile birlikte takılması kararı
hoşuma gitmiyordu ama hala bir şey diyememiştim. O yüzden biraz daha bu duruma
göz yumacaktım.
‘’Güzel. Aklım sende kalmayacak en azından.’’
‘’Tatlım aklının ben de kalmasına hiçbir zaman gerek yok.
Yanımda sevgilim var.’’ Mavi pis bir sırıtış takındı yüzüne. Selin ise halinden
memnun gözüküyordu.
‘’Pekâlâ, o zaman biz otobüs durağına siz de arabanıza.
Görüşürüz.’’
‘’Görüşürüz şekerim.’’
Yiğit, Mercan ve ben otobüs durağına doğru yürümeye
başladık. Yanımda Mercan yürüyor ve ara ara bana sorular soruyordu. ‘’Filmi beğendin
mi? Korkmadın değil mi? Rahat bir şekilde izleyebildin mi?’’ Mercan’ın bu
samimi yaklaşımı çok hoştu ama ardı ardına on beş soru sorunca sıkılmaya
başlamıştım. Sıkıldığımı belli etmeden bütün sorularına cevap veriyordum.
Sonlara doğru cevaplarım kısalmaya başlayınca Mercan sıkıldığımı anlamış olacak
ki sorularını sormayı bıraktı. Yiğit ise bütün yol boyunca somurtkan bir halde
Mercan’ın yanında yürüyordu. Bu çocuk hiç gülmez miydi? Hiç mi mutlu olmazdı?
Otobüs durağına vardığımızda kartımı çıkardım. Mercan ben
öderim dercesine elime uzandı ve kartımı geri çantama atmama sebep oldu.
Kimsenin benim otobüs paramı ödemesine ihtiyacım yoktu ama Mercan’ın
üzüleceğini düşünerek sesimi çıkartmadım. Bu çocuğun amacına anlayamıyordum.
‘’Arzu sana bir itirafta bulunabilir miyim?’’
‘’Tabi ki de.’’
‘’Bütün film boyunca yanımdaydın ve ben senin her korkunu ve
gerilimini hissettim. Bu tarz filmleri sevmediğinde her halinden belli. Otobüs
paranı ödemek istiyorum çünkü filmi ben seçmiştim. Umarım senin için sorun değildir.’’
‘’Aslında otobüs paramı ödemene gerek yok Mercan ama ısrar
ediyorsan eğer bir sözüm olmaz.’’
‘’Tabi ki de ısrar ediyorum sonuç olarak kendimi suçlu
hissettim.’’
‘’Suçlu hissetmesi gereken biri varsa o da bu filmi çeken
asalaktır.’’ Mercan kahkahalara boğulurken Yiğit küçük bir gülümseme ile sözümü
geçiştirdi. İlk defa benim yaptığım bir espriye gülerken yakalamıştım onu.
Benim de yüzüm gülmeye başlamıştı artık. Dışarıdan bakan biri eğlenen üç
üniversite öğrencisini görebilirdi ama aslında Mercan ve ben eğleniyorduk Yiğit
ise tamamen kendi içine kapanmış durumdaydı. Bu durumu bozmak istediğim için
Yiğit’e bir soru yöneltmeyi doğru bulmaya başladım.
‘’Yiğit sen eğlendin mi? Yani filmi sevdin mi?’’ O bütün
gece sessiz kalan ve benimle hiç konuşmayan çocuk bir anda gülümsedi ve söze
girdi:
‘’Tabi ki de. Özellikle senin mısırları elinden atarak
korktuğun sahnelere bayıldım.’’ Yüzüm bir anda düştü. Bütün film boyunca tek
hoşuna giden benim korkmam olmuştu.
‘’YİĞİT.’’ Mercan Yiğit’e bağırdığında çok şaşırmıştım.
Çünkü onun sesini yükseltebildiğini bilmiyordum. ‘’Ne kadar da kabasın. Üstelik
bütün film boyunca Arzu’yu mu izledin?’’ Bu düşünce aklıma hiç gelmemişti. Bu
ne demekti şimdi bütün film boyunca gözleri üzerimde miydi.
‘’Hayır, tabi ki de ama bütün salon elinden fırlayan
mısırları gördü.’’ Yanaklarım kızarmış bir şekilde Mercan’a baktım.
‘’Gerçekten rezil mi oldum?’’
‘’Hayır, herkes korkabilirdi.’’ Gözümden bir damla yaş süzüldü. Mercan elini
cebine atıp bana hemen bir peçete uzattı. Yiğit ise şok olmuş bir şekilde beni
izliyordu. Sanırım ağlayabileceğim aklının ucundan bile geçmemişti.
Yurda vardığımda ağlamaktan gözlerim şişmişti. Oda arkadaşım
yoktu bu yüzden kendimi hüzünlü şarkılara verip dilediğimce ağlayabilirdim.
Bütün yol boyunca Yiğit yanağımdan süzülen yaşlara baktı Mercan ise peçeteleri
bitene kadar sürekli yeni peçete verdi bana. Kırılmıştım ve insanların neden bu
kadar kötü olduğunu anlayamıyordum. Sulu göz biri değildim ama bu olay nedense
bana çok koymuştu. Hıçkırıklarım sırasında Melis odaya daldı.
‘’Neyin var?’’
‘’Rezil oldum.’’
‘’Ne oldu?’’ Bütün hikâyeyi ona anlattım ama cevap olarak o
bana gülmeye başladı ve bu olay iyice sinirimi bozup daha çok ağlamamı sağladı.
‘’Lütfen ağlama. Özür dilerim gülmemeliydim ama böyle bir şey için ağlanır mı?
O sinemadakiler doğru düzgün seni görmedi bile ve bir daha zor karşılaşırsınız.
Bu arada o Yiğit dediğin çocuk tam bir hödükmüş.’’
Gözyaşlarımı Mercan’ın verdiği son peçeteye sildim ve
Melis’e döndüm. ‘’Haklısın aslında. Ağlamama gerek yok değil mi?’’
‘’Tabi ki de yok. Her neyse ben yatıyorum. Müziği kıs ya da
kapat.’’ Daha ben ‘’Tamam.’’ diyemeden Melis arkasını dönmüş ve yastığa
kafasını koymuştu bile. Aslında evet, haklıydı. Kimse kim olduğumu bilmiyordu
ve bunun için daha fazla ağlamayacaktım.
Yorumlar
Yorum Gönder